Kripto para birimleri Washington’da bankaların gücüne sessizce nasıl meydan okuyor?

Yıllardır kripto para sektörü kendini geleneksel finans tarafından dışlanmış, alay konusu olmuş ve küçümsenmiş bir konumda konumlandırdı. Bugün ise bu anlatı tersine döndü. Kripto artık sadece yıkıcı bir teknoloji değil; özellikle Amerikan sağında bankaların uzun süredir sahip olduğu etkiyi tehdit eden siyasi ve finansal bir güç haline geliyor.
Hem Wall Street hem de dijital varlık sektörü güçlü bir yıl geçirdi. Kripto paralar, Temmuz ayında kabul edilen GENIUS Yasası’nın getirdiği daha net yasal düzenlemelerden faydalandı ve stablecoin’lere daha sağlam bir temel sağladı. Bu arada, Donald Trump’ın seçim zaferinin ardından banka hisseleri, daha hafif düzenlemeler beklentisiyle yükselişe geçti. Trump’ı şahsen sevmeyen bankacılar bile, Biden döneminin daha sıkı denetimine geri dönme konusunda pek istekli görünmüyorlar.
Bu paralel kazanımlara rağmen, bankalar ve kripto şirketleri arasındaki sürtüşme yoğunlaşıyor. Bankalar için daha derin sorun kısa vadeli karlar değil, ayrıcalıklı statülerinin kademeli olarak aşınmasıdır. On yıllarca bankalar Cumhuriyetçi ekonomi politikalarının oluşturulmasında baskın bir konumdaydı. Şimdi bu rol, aynı masada yer almak isteyen kripto şirketleri tarafından sorgulanıyor.
Stabil kripto paralar, tartışmanın merkezinde yer alıyor. GENIUS Yasası, stabil kripto para ihraççılarına faiz ödemelerini yasaklıyor (bu, bankaların mevduatlarını çekmelerini önlemeyi amaçlıyor), ancak ihraççılar bir çözüm yolu buldu. Circle gibi firmalar, kripto para borsalarıyla gelir paylaşımı yapabiliyor ve bu borsalar da kullanıcılara ‘ödüller’ sunuyor. Bankalar, bunun farklı bir isim altında getirileri yeniden yarattığını savunuyor ve düzenleyicilerin bu açığı kapatmasını istiyor.
Kripto paraların hedefleri stablecoin’lerden daha da öteye uzanıyor. Ekim ayında, Federal Rezerv Başkanı Christopher Waller, banka dışı firmaların Fed’in ödeme altyapısına daha fazla erişim sağlayabileceğini öne sürerek bankacıları tedirgin etti. Daha sonra bu tür erişimin yine de banka lisansı gerektireceğini açıklasa da, bu mesaj sektörü sarstı.
Aralık ayında, düzenleyicilerin Circle ve Ripple dahil olmak üzere beş dijital finans şirketine ulusal güven bankası lisansı vermesiyle bu endişe daha da derinleşti. Bu lisanslar mevduat kabul etme veya kredi verme yetkisi vermese de, ülke çapında varlık saklama olanağı sağlıyor ve böylece eyalet bazında onaylara olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Geleneksel bankalar, bu adımı kripto şirketlerini bankacılık sistemi içinde meşrulaştırmaya yönelik bir başka adım olarak görerek karşı çıkmışlardı.
Tek tek bakıldığında bu gelişmeler önemsiz gibi görünebilir. Ancak birlikte ele alındığında, özel kredi şirketleri ve banka dışı işlem platformlarının baskısı altında olan bankalar için önemli bir zorluk teşkil ediyorlar. Kredi verenler, ne kadar zemin kaybettiklerinin ve daha ne kadarını kaybedebileceklerinin son derece farkındalar.
Kripto para şirketleri, bankaların rekabeti engelleyen haksız düzenleyici ayrıcalıklara sahip olduğunu söylüyor. Bu argüman siyasi olarak yankı bulsa da, getirileri ödül gibi gizlemek gibi uygulamalar yasa koyucuların sabrını zorladı. Kongrenin harekete geçmemesi daha derin bir değişime işaret ediyor: bankaların siyasi etkisi artık eskisi gibi değil.
Kripto para birimleri, modern Amerikan sağının kurulu düzene karşıtlığıyla aynı çizgide yer alıyor. 2026 ara seçimleri öncesinde yüz milyonlarca doları elinde bulunduran siyasi eylem komitelerinin desteğiyle sektör, güçlü bir seçmen kitlesi haline geldi. Bankalar ve kripto para şirketleri çatıştığında, bankalar artık kazanacaklarını varsayamazlar.
İronik bir şekilde, bankalar Demokratlar dönemindeki düzenlemelerden rahatsız olurken, şimdi kendilerini kara para aklama ve gizli stablecoin getirileri konusunda endişeli Demokrat senatörlere bel bağlarken buluyorlar. Kripto şirketlerinin bankacılık lisansı alma çabalarına karşı çıkan Wall Street, sonunda sendikalar ve merkez sol politika gruplarıyla ittifak kurdu; bu, zorunluluktan doğan beklenmedik bir koalisyon.
Kripto paraların bankalar için oluşturduğu gerçek tehdit teknolojik değil, politiktir.
Uyarı: Bu makale, yayınlanan orijinal bir rapora dayanarak yeniden yazılmış bir özettir. https://www.economist.com/. Orijinal haber ve analiz The Economist’e aittir.